3 yıldır ağrı çekiyordu, Egekent’te 4 saatte kurtuldu

3 yıllık ağrılarından 4 saatte kurtuldu. Ukraynalı hasta Egekent’te şifa buldu!

Ukraynalı 75 yaşındaki hasta, uzun zamandır yaşadığı şiddetli bel ağrısı şikayetiyle başvurduğu Özel Egekent Hastanesi’nde yapılan operasyonla, tanısı konulan 4 hastalığından kurtularak sağlığına kavuştu.

Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşayan Ukraynalı Valentina Barbınova (75), uzun zamandır şiddetli bel, kasık ağrısı ve bacaklarında hissizlik yaşıyordu. Doktor doktor gezen ancak çözüm yolu bulamayan Barbınova, tavsiye üzerine Özel Egekent Hastanesi’nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Memduh Kerman’a başvurdu. Burada yapılan tetkikler üzerine Barbınova’da bel fıtığı, bel kayması, kanal darlığı ve skolyoz olmak üzere 4 rahatsızlığın bulunduğu tespit edildi. Bunun üzerine 1 saat süren ameliyatta beline yerleştirilen 10 platinin ardından sağlığına kavuşan ve ayağa kalkabilen Barbınova, “Ben iyiyim, çok teşekkür ederim” dedi.

“Ameliyatın ertesi günü ayağa kalktı”

Kayınvalidesinin uzun zamandır çektiği sıkıntılardan Doç Dr. Memduh Kerman sayesinde kurtulduklarını anlatan Ahmet Durakçı, “Çok iyi ve çok başarılı bir operasyon olduğunu biliyorum. Burada tabii ki Memduh Bey’in çok büyük bir başarısı ve tecrübesi olduğunu gördüm. Kayınvalidem ameliyatın ertesi günü ayağa kalkıp yürümeye başladı. Şu an üçüncü günümüzdeyiz ve ağrısı hiç yok” şeklinde konuştu.

“Annem çok çabuk iyileşti”

Annesinin sağlığına kavuşmuş olmasına oldukça sevindiğini dile getiren Yulya Barbınova ise, “Ben önceden annem için çok üzülüyordum. Yürümekte çok zorluk çekiyordu, belinde ağrıları vardı. Şu anda biz çok mutluyuz, çünkü annem çabuk iyileşiyor” ifadelerini paylaştı.

“Erken tanı ve müdahale çok önemli”

Ameliyatın oldukça başarılı geçtiğini belirten Doç Dr. Memduh Kerman, “Hastamızın ikinci derece kayması vardı. Bu tür hastaların yol gittiklerinde oturma ihtiyacı, bacaklarında yanma, uyuşma gibi şikayetleri olur. İleri yaşlarda çok sık rastladığımız bir durumdur. Hastamızın MR görüntüsünde omurgasında, sucuk boğumuna benzeyen darlıklar mevcuttu. Bu hastaların darlıklarını açtığımızda çok faydasını görüyorlar. Kendisi 75 yaşında olduğu halde 3 buçuk saat süren bir ameliyat geçirdi. 3. gün evine gidecek düzeye geldi ve bacak ağrıları rahatladı. Aynı zamanda bu tür hastaların yürümesi de gün geçtikçe açılıyor. Geç müdahale edildiği zaman da sinir hasarı oluşuyor, istenilen memnuniyet olmuyor. Bu yüzden erken tanı ve müdahelenin önemi büyüktür” ifadelerinde bulundu.


1150 gram doğan prematüre bebek, yaşama tutundu

Dünyaya 27 haftalıkken 1150 gram olarak gelen ve hayata tutunan prematüre bebek Ahmet Asaf Demircan, Özel Egekent Hastanesi’ndeki 56 gün süren tedavisinin ardından sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.

Ayşe ve Tamer Demircan çiftinin heyecanla bekledikleri ilk çocukları olan Ahmet Asaf Demircan, 7 aylıkken erken doğum riskiyle Özel Egekent Hastanesi’ne başvurdu. Ahmet Asaf bebeğin sağlığına kavuşabilmesi için hastanemiz doktorlarından Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülay Gün Or, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Suna Yazıcı ve yeni doğan ekibi seferber oldu. Hastanemizin yeni doğan yoğun bakım ünitesinde uzun soluklu tedavi altına alınan bebek, belli bir süre solunum cihazına bağlı kaldı. Ardından ekokardiyografi değerleri sonucunda Patent Duktus Arteiosus (PDA) saptanmasıyla, PDA kapatma tedavisi uygulandı. 56 gün süren tedavisinin ardından oksijen ihtiyacının kalmaması ve anne sütüyle yeterli miktarda beslenmeye başlaması üzerine Ahmet Asaf bebek, 2 kilo 550 grama ulaştı ve taburcu edildi. Uzun zamandır bekledikleri ilk bebekleriyle evlerine dönmenin heyecanını yaşayan Ayşe ve Tamer Demircan çifti, evlatlarını sağlıklı bir şekilde kucaklarına almanın mutluluğunu yaşıyor.

“2 kilo 550 gram taburcu edildi”

Ahmet Asaf bebeğin takip ve tedavisini yenidoğan ünitesinde yaptıklarını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülay Gün Or, “37’nci gebelik haftasının altında doğan bebeklere prematüre bebek diyoruz. Bu minikler, anne karnında geçirmesi gereken sürenin bir kısmını dışarıda geçirmek zorunda kalır. Günümüz teknolojisiyle prematüre bebeklerin anne karnındaki yaşam alanına yakın bir ortam sunarak gelişimlerinin tamamlamalarına yardımcı oluyoruz. Ahmet Asaf doğduğunda da akciğer gelişimi tamamlanmadığı için solunum cihazıyla desteklendi. Uyguladığımız çeşitli tedavi yöntemleri ve verdiğimiz destek sonrası 2 kilo 550 gram ağırlığında sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Bizler de mutlu olduk” şeklinde konuştu.

“Sağlığına kavuşması bizim mutluluk kaynağımız”

Bebeklerin zorlu süreçlerini en iyi şekilde geçirmeleri için çabaladıklarını dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Suna Yazıcı ise, “Onları sağlıklı şekilde taburcu ettik, hastane kontrollerini sürdürüyoruz. Kiloları, sağlıkları şu an gayet iyi. Bebekleri sağlıklı şekilde anne ve babasının kucaklarına vermek mutluluk kaynağı” ifadelerinde bulundu.

“Bebeğimiz sağlığına kavuştu”

Baba Tamer Demircan zorlu bir süreç yaşadıklarını ama bu sürecin mutlu sonla neticelendiğini söyleyerek, “Bebeğimiz çok erken dünyaya geldi. Çok küçüktü, dokunmaya korkuyorduk. Ama hayata tutundu, çok mutluyuz. Bebeğimiz şimdi gayet sağlıklı” dedi.

Anne Ayşe Demircan ise zorlu bir dönemin ardından bebeklerini sağlıklı şekilde kucağına almanın mutluluğunu yaşadığını dile getirerek, doktorlara teşekkür etti.

Denizli’de Beyin Kanaması Geçiren Hasta, 3 Kişiye Umut Oldu

Denizli’de geçirdiği beyin kanamasının ardından beyin ölümü gerçekleşen 65 yaşındaki erkek hastanın karaciğeri ve iki böbreği Özel Egekent Hastanesi’nde organ nakli için alındı. 

1 Nisan’da beyin kanaması teşhisiyle Özel Egekent Hastanesi’ne başvuran C.K., üç gün boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanın beyin ölümü gerçekleşti. 

Özel Egekent Hastanesi Başhekimi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Gökhan Peker, organ nakil ünitesi önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 1 Nisan 2020’de beyin kanaması teşhisiyle hastanemizde tedavisine başlanan ve 4 Nisan’da beyin ölümü gerçekleşen hastanın organlarının ailesi tarafından bağışlandığını söyledi.

Operasyon başarıyla gerçekleştirildi

Özel Egekent Hastanesi ameliyat ekibi ve İzmir’den gelen ekiplerin, organların alınması için gece saat 03:00 sularında başladıkları operasyon sabah saatlerine kadar sürdü. Başarıyla gerçekleşen operasyonda 65 yaşındaki C.K.’nın karaciğer ve böbrekleri alınarak yeni bir hastaya umut olması için İzmir’e nakledildi. 

Özel Egekent Hastanesi Başhekimi Gökhan Peker acılı aileye teşekkür etti

Özel Egekent Hastanesi Başhekimi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Gökhan Peker konuyla ilgili; “Öncelikle tüm çabamıza rağmen hayatını kaybeden C.K.’ya Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Ülkece zor bir dönemden geçiyoruz. Bizler sağlık  çalışanları olarak bu zorlu dönemde tüm özveri ve emeğimizle çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.  Bu dönemde böyle umut verici projelerde yer almak bizleri çok mutlu kılıyor. Organ naklinin, bizim için, hastanemiz ve şehrimiz açısından son derece önemli bir olay olduğunu düşünüyorum. Acılarını bir kenara bırakıp nakil bekleyen hastalara umut olan saygıdeğer aile başta olmak üzere, emeği geçen tüm sağlık personeline  şükranlarımı sunuyorum” dedi. 

KAYNAK: HABERDENİZLİ.COM

laparoskopik_cerrahi_yeniden_umut_oldu

Laparoskopik Cerrahi Yeniden Umut Oldu

Denizli’de Özel Egekent Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde Prof. Dr. Burhan KABAY ve Doç. Dr. Onur BİRSEN tarafından başarıyla gerçekleştirilen ‘Kapalı teknikle yapılan insülinoma  ameliyatı’ hastalar için yeniden umut oldu. Kapalı olarak uygulanan ve ileri teknoloji gerektiren bu yöntem sayesinde 31 yaşındaki Çiğdem Adanalı’nın, pankreas kuyruğundaki kitle tamamen temizlendi.

PAÜ Hastaneleri Genel Cerrahi A.D Öğretim Üyesi ve Özel Egekent Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Burhan KABAY ve Doç. Dr. Onur Birsen tarafından Denizli’de, 31 yaşındaki Çiğdem Adanalı’ya laparoskopik pankreas ameliyatı uygulandı.

laparoskopik_cerrahi_yeniden_umut_oldu

Ameliyatı gerçekleştiren PAÜ Genel Cerrahi A.D Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan KABAY yaptığı açıklamada “Hastamız baygınlık, çarpıntı, halsizlik gibi ani başlayan yakınmalarla doktora gitmiş. Tetkikleri yapılırken kan şekerinin 40’ın altına düştüğü tespit edilmiş. Normal bir insanda kan şekeri 90’ın altına düşmez, en kötü 80’e kadar düşer ama bu rakamların altındaki değerler hipoglisemi dediğimiz bir bulgudur ve nedeninin mutlaka belirlenmesi gerekir. Yapılan muayene ve incelemeler ile hastanın pankreasında kitle tespit edildi. Bu kitlenin de insülin hormonunu kontrolsüzce ürettiği ve hastanın yakınmalarına neden olduğu belirlendi. İleri incelemeler sonrasında hastayla birlikte ameliyata karar verildi. Dünyada sayılı birkaç merkezde yapılabilen laparoskopik pankreas cerrahisi planlandı. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen ve yaklaşık 2 saat süren ameliyat ile hastanın pankreasında oluşan kitle alındı. Ameliyattan kısa bir süre sonra yürüyebilen hastamızın çok az ağrısı oldu,  ertesi gün yemek yemeye başladı. Takiplerinde herhangi bir problem olmayan ve şikayetleri tamamen geçen hastamız ameliyattan 2 gün sonra servisimizden taburcu edildi. Yapılan ameliyatla hastanın tedavisi bitti. İlaç desteği almasına da gerek kalmadı.” dedi.

İNSÜLİNOMA 4 MİLYONDA BİR GÖRÜLEN BİR HASTALIK

İnsülinomanın nadir görülen bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Burhan KABAY, “Sık karşılaşılan bir durum değil, 4 milyonda bir görülen  bir hastalıktır. Yani Türkiye’de yılda 5 ya da 6 hastaya bu teşhis konuluyor ve bu hastalara da belli cerrahlar müdahale ediyor. Kapalı pankreas cerrahisini en basitinden en zoruna kadar yıllardır yapıyorum ve 2001 yılından bu yana Denizli’de bu vakadan 16-17 hasta ameliyat ettim. Yani aslında Denizli’deki bütün bu insülin üreten tümörü olan hastaların tanı ve tedavisinde emeğim vardır.” dedi.

TÜMÖRÜN TAMAMI TEMİZLENDİ

Bu tür ameliyatlar için deneyimli bir ekip ve teknik altyapı gerektiğini bildiren Prof. Dr. Burhan KABAY Özel Egekent Hastanesinin tüm olanaklara sahip olduğunu belirterek “yapılan cerrahi operasyonun nadir görülen vaka olması, kapalı yöntem uygulanması ve  deneyimli bir ekip tarafından yapılması iyi bir sonuç getiriyor. Bunlardan birisi aksadı mı hasta hem tedavi olmaz hem memnun olmaz, bu açıdan deneyim önemli” diyerek hastanın aradığı şeyin de deneyim olduğunu ifade etti.

600’DEN FAZLA PANKREAS TÜMÖRÜ AMELİYATI

Laparoskopik cerrahinin avantajlarına değinen Prof. Dr. Burhan KABAY açıklamasında “600’den fazla pankreas cerrahisi ve kanseri ameliyatı yaptım. Açık cerrahideki deneyimimi zamanla kapalı cerrahiye taşıdım. Kapalı ameliyatın birçok avantajı var, hastanın ağrısı çok az olur, uzun süre yatmaz, hemen yiyip içer ve sorunsuz bir şekilde evine gider. Çok avantajlı ancak teknik olarak zor bir ameliyattır, herkesin yapabildiği bir cerrahi de değildir. Biz Denizli’de pankreas cerrahisini kapalı yöntemle yaklaşık 4-5 senedir yapıyoruz. Bu bölgede de zaten ilk kapalı pankreas ameliyatını Whipple dahil ki genel cerrahinin en büyük ameliyatıdır, kapalı pankreas cerrahisini biz başlattık. Her şeyden önce bu tür ameliyatlar çok üst düzey teknoloji gerektiriyor. Hem özel aletler gerekiyor hem de görüntüleme sisteminizin çok iyi olması gerekiyor. Bu açıdan hastane olarak çok iyi bir alt yapımız var. Şimdiye kadar gerek obezite cerrahisi gerekse kalın bağırsak, mide kanseri ameliyatları gibi ameliyatlarda kapalı cerrahi tekniğini başarıyla uygulamaktaydık. Bundan sonrada bu tarz ameliyatları başarıyla gerçekleştirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan 31 yaşındaki Çiğdem Adanalı ise, ameliyatın çok başarılı geçtiğini, kendisini oldukça iyi hissettiğini belirterek, ameliyatı gerçekleştiren başta Prof. Dr. Burhan KABAY ve Doç. Dr. Onur BİRSEN olmak üzere tüm ekibe teşekkür etti.

Kaynak: HaberDenizli

Coronavirüs (Koronavirüs) nedir? Coronavirüs belirtileri nelerdir?

Coronavirüs tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gündeme oturdu. İnternette ve sosyal medyada yer alan bilgi kirliliği ise, insanların kafasının karışmasına neden oluyor. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nden alınan, doğrulanmış veriler ışığında hazırlanan bu içerikte Coronavirüs hakkında merak ettiklerinizi bulabilirsiniz.

Coronavirüs nedir?

2019 yılının Aralık ayında, Çin’de birdenbire sebebi açıklanamayan zatürre olguları ortaya çıkmaya başladı. Yapılan araştırmalar, bu zatürre vakalarının daha önceden tanımlanmamış yeni bir tip coronavirüs (coronavirus) olduğunu ortaya çıkardı. Virüsün bu formuna, 2019 yılında ortaya çıktığı için, Coronavirus 2019 yani COVID-19 denildi. Coronavirüs aslında, hayvanlarda bolca rastlanan bir virüstür. Son zamanlarda hastalığa neden olan virüsün kaynağının, ise Çin’in Wuhan kentinde bulunan Huanan deniz ürünleri pazarı olduğu düşünülmektedir. Önce hayvandan insana bulaşan virüsün insandan insana da yayılabildiği zamanla anlaşılmıştır. 

Gündeme son salgın ile birlikte gelse de esasında coronavirüsler, farklı tipleri olan geniş bir virüs gurubudur. Genetik materyal olarak RNA taşır, hatta RNA taşıyan virüsler arasında en büyük genoma sahip olan virüs gurubudur. Coronavirüs, zarflı bir virüstür ve zarfının etrafından dışarıya doğru diken (spike) şeklinde çıkıntılara sahiptir. Bu yapı, ona elektron mikroskobu altında bakıldığında kraliyet tacı şeklinde bir görüntü verir. Bu nedenle de, virüse Latince kraliyet tacı anlamına gelen Corona ismi verilmiştir. 

Coronavirüslerin farklı tipleri, farklı rahatsızlıklara neden olur. Örneğin bazı coronavirüsler, sindirim sistemi (gastrointestinal) rahatsızlıklarına neden olurken, bazıları ise solunum sistemi ile ilgili şikayetleri beraberinde getirir. Solunum rahatsızlıklarına neden olan coronavirüsler de kendi aralarında farklılık gösterir. Bazı enfeksiyonlarda sadece nezle kadar hafif semptomlar gözlenirken, bazı kişilerde zatürreye varan sonuçlar ortaya çıkar. Bununla beraber, coronavirüsler, tarihteki üç örneği dışında genelde hafif semptomlar gösterir. Örneklerden ilki yine Çin’de 2003 senesinde gözlenen İngilizce ‘Severe Acute Respiratory Syndrome – Ciddi Akut Solunum Sendromu’ kelimelerinin kısaltması olan SARS coronavirüsüdür. 2012 senesinde ise, bu sefer Suudi Arabistan’da ‘Middle East Respiratory Syndrome – Orta Doğu Solunum Sendromu’ olarak adlandırılan MERS coronavirüsü ortaya çıkmıştır. Son olarak da, şu anda dünya üzerinde hızla yayılmakta olan 2019 n-CoV (2019 Novel Coronavirus, 2019 Yeni Coronavirüsü) ortaya çıkmıştır. Bütün bu örneklenen coronavirüsleri ciddi semptomlara yol açar, hatta ölümle sonuçlanabilir. 

Coronavirüslerin hayvandan insana aktarılması da – ilk defa gözlenmemiştir. SARS hastalığının, Asya’da yaşayan bir kedi türü olan Misk (Civet) kedisinden insana bulaştığı düşünülmektedir. MERS ise Orta Doğu’da çok yaygın ve insanlarla yakın temas halinde bulunan, deveden insanlara yayılmıştır. 2019 coronavirüsünün ise hayvan pazarından alınan yarasaların ya da pangolin isimli egzotik bir hayvanın tüketilmesiyle insanlara bulaştığına dair yaygın bir kanı mevcuttur. Bununla birlikte, bu bilgi Dünya Sağlık Örgütü tarafından henüz doğrulanmamıştır. 

2019 Yeni Coronavirüsü nasıl yayılır? 

Coronavirüsünün tam olarak insandan insana bulaşma yolunun moleküler mekanizması şu anda çözülmüş olmasa da, genel olarak solunum yolları hastalıklarının bulaşma prensibi benzerdir. Solunum yolları hastalıkları, damlacık saçılması ile yayılır. Bu yayılma türünde, hasta bir insan öksürdüğünde ya da hapşırdığında etrafında bulunan kişiler, bu mikroba maruz kalmış olur. Bir başka bulaşma yolu ise, damlacık ile kirlenen bir nesneyi kullanma sonucunda oluşur. 

Coronavirüs risk grubu nedir?

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre canlı hayvanlarla uğraşanlar (özellikle Uzak Doğu bölgesinde) en büyük risk altında olanlardır. Bunun haricinde hasta kişilerle yakın temas halinde olan aile bireyleri ve sağlık görevlileri de yine coronavirüs risk gurubunda yer alır. Ölüm oranları açısından ise 65 yaş üstü grup daha yüksek risk altındadır.

Coronavirüsünün semptomları nelerdir?

Coronavirüs hakkında şu ana kadar bilinen bilgiler doğrultusunda, semptomlar orta dereceli ya da şiddetli olabilmektedir. En çok gözlenen semptomlar; ateş, öksürük ve solunum güçlüğüdür. Burun akıntısı, coronavirüste bildirilmemiştir. Bu nedenle, burun akıntısı olmadan öksürük ve solunum güçlüğü ve ateş gözlendiğinde kesinlikle kalabalık yerlerden uzak durmak ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna baş vurmak çok önemlidir. Ciddi coronavirüsü vakalarında ise zatürre, böbrek yetmezliği ve ölüm meydana gelir.

Coronavirüs ölüm oranları nelerdir? 

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, virüsün mortalite (ölüm) oranını söylemek şu andaki bilgilere göre pek mümkün değildir. Buna rağmen, 24 Şubat 2020 tarihinde yayımlanan bir makale, Çin’de 11 Şubat itibariyle doğrulanmış (test ile konfirme edilmiş) vakalar üzerinden bir ölüm oranı çıkarımı sunmaktadır. Bu makaleye göre, 11 Şubat itibariyle Çin’de bulunan 72314 vakanın 44672 olgusu doğrulanmış olgulardır. Genel vaka ölüm oranı bu hastalarda %2,3 olarak bulunmuştur (44672 onaylı vakada 1023 ölüm). Yaşlara göre incelendiğinde ise 70-79 yaş arası vakalarda mortalite oranı %8’e yükselmektedir. Bu oranlara bakıldığında yaşlı nüfusun en yüksek risk altında olduğunu söylemek mümkündür. 

Coronavirüsü nasıl teşhis edilir?

Coronavirüs, PCR (polimerize zincir reaksiyonu) adı verilen bir testle teşhis edilir. Bu test ile sadece virüste bulunan genetik materyal çoğaltılarak kesin tanı koyulabilir.

Coronavirüs nasıl tedavi edilir?

Coronavirüs bir bakteri olmadığı için antibiyotikler işe yaramaz. Şu anda coronavirüse özgü bir tedavi yoktur. Ana tedavi, semptomatik tedavidir. Coronavirüs tedavisi ve coronavirüs aşısı geliştirme çalışmaları sürmektedir. Her virüs gibi coronavirüste de bağışıklık sistemini güçlü tutmak (yeterli kaliteli uyku, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite) önemlidir.

Coronavirüsünden korunmak için nasıl önlemler alınabilir?

Coronavirüsün yayılmasını azaltmak veya enfeksiyondan korunmak için en temel önlem, temel hijyen kurallarına uymaktır. Bunlardan en önemlisi ellerin yıkanmasıdır. Zarflı virüsler sabun ile yıkanmaya, alkol ile dezenfekte edilmeye dayanıklı değillerdir. Bu nedenle, el yıkama alışkanlığı olan ve genel hijyen kurallarına dikkat eden toplumlarda bu virüsün yayılması daha yavaş olacaktır. 

Bunun haricinde yapılacaklar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Hastalık şüphesi duyulan kişilere yaklaşılmamalı, gereksiz temas edilmemelidir. 
  • Hapşırıldığı ya da öksürüldüğü zaman ağız kesinlikle kol içine kapatılmalı ya da mendil kullanılmalıdır. 
  • Seyahat etmeniz gerektiğinde gideceğiniz ülkenin ne oranda coronavirüs salgınına sahip olduğunu CDC ya da WHO gibi kaynaklardan araştırmanız önem taşır.

Dünya Sağlık Örgütü kendisini iyi hissetmeyenlerin kalabalık yerlerden kaçınması gerektiğini, ayrıca öksürük, ateş ve solunum sıkıntısı çekenlerin ise mümkün olan en kısa sürede tıbbi yardım alması gerektiğini bildirmektedir. Bu tür şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurduğunuzda özellikle seyahat geçmişinizin doğru bir şekilde aktarılması virüsün hem yayılmasını engellemede hem de teşhis için önem arz eder.

Merhaba, nasıl yardımcı olabilirim?