3 yıldır ağrı çekiyordu, Egekent’te 4 saatte kurtuldu

3 yıllık ağrılarından 4 saatte kurtuldu. Ukraynalı hasta Egekent’te şifa buldu!

Ukraynalı 75 yaşındaki hasta, uzun zamandır yaşadığı şiddetli bel ağrısı şikayetiyle başvurduğu Özel Egekent Hastanesi’nde yapılan operasyonla, tanısı konulan 4 hastalığından kurtularak sağlığına kavuştu.

Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşayan Ukraynalı Valentina Barbınova (75), uzun zamandır şiddetli bel, kasık ağrısı ve bacaklarında hissizlik yaşıyordu. Doktor doktor gezen ancak çözüm yolu bulamayan Barbınova, tavsiye üzerine Özel Egekent Hastanesi’nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Memduh Kerman’a başvurdu. Burada yapılan tetkikler üzerine Barbınova’da bel fıtığı, bel kayması, kanal darlığı ve skolyoz olmak üzere 4 rahatsızlığın bulunduğu tespit edildi. Bunun üzerine 1 saat süren ameliyatta beline yerleştirilen 10 platinin ardından sağlığına kavuşan ve ayağa kalkabilen Barbınova, “Ben iyiyim, çok teşekkür ederim” dedi.

“Ameliyatın ertesi günü ayağa kalktı”

Kayınvalidesinin uzun zamandır çektiği sıkıntılardan Doç Dr. Memduh Kerman sayesinde kurtulduklarını anlatan Ahmet Durakçı, “Çok iyi ve çok başarılı bir operasyon olduğunu biliyorum. Burada tabii ki Memduh Bey’in çok büyük bir başarısı ve tecrübesi olduğunu gördüm. Kayınvalidem ameliyatın ertesi günü ayağa kalkıp yürümeye başladı. Şu an üçüncü günümüzdeyiz ve ağrısı hiç yok” şeklinde konuştu.

“Annem çok çabuk iyileşti”

Annesinin sağlığına kavuşmuş olmasına oldukça sevindiğini dile getiren Yulya Barbınova ise, “Ben önceden annem için çok üzülüyordum. Yürümekte çok zorluk çekiyordu, belinde ağrıları vardı. Şu anda biz çok mutluyuz, çünkü annem çabuk iyileşiyor” ifadelerini paylaştı.

“Erken tanı ve müdahale çok önemli”

Ameliyatın oldukça başarılı geçtiğini belirten Doç Dr. Memduh Kerman, “Hastamızın ikinci derece kayması vardı. Bu tür hastaların yol gittiklerinde oturma ihtiyacı, bacaklarında yanma, uyuşma gibi şikayetleri olur. İleri yaşlarda çok sık rastladığımız bir durumdur. Hastamızın MR görüntüsünde omurgasında, sucuk boğumuna benzeyen darlıklar mevcuttu. Bu hastaların darlıklarını açtığımızda çok faydasını görüyorlar. Kendisi 75 yaşında olduğu halde 3 buçuk saat süren bir ameliyat geçirdi. 3. gün evine gidecek düzeye geldi ve bacak ağrıları rahatladı. Aynı zamanda bu tür hastaların yürümesi de gün geçtikçe açılıyor. Geç müdahale edildiği zaman da sinir hasarı oluşuyor, istenilen memnuniyet olmuyor. Bu yüzden erken tanı ve müdahelenin önemi büyüktür” ifadelerinde bulundu.


1150 gram doğan prematüre bebek, yaşama tutundu

Dünyaya 27 haftalıkken 1150 gram olarak gelen ve hayata tutunan prematüre bebek Ahmet Asaf Demircan, Özel Egekent Hastanesi’ndeki 56 gün süren tedavisinin ardından sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.

Ayşe ve Tamer Demircan çiftinin heyecanla bekledikleri ilk çocukları olan Ahmet Asaf Demircan, 7 aylıkken erken doğum riskiyle Özel Egekent Hastanesi’ne başvurdu. Ahmet Asaf bebeğin sağlığına kavuşabilmesi için hastanemiz doktorlarından Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülay Gün Or, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Suna Yazıcı ve yeni doğan ekibi seferber oldu. Hastanemizin yeni doğan yoğun bakım ünitesinde uzun soluklu tedavi altına alınan bebek, belli bir süre solunum cihazına bağlı kaldı. Ardından ekokardiyografi değerleri sonucunda Patent Duktus Arteiosus (PDA) saptanmasıyla, PDA kapatma tedavisi uygulandı. 56 gün süren tedavisinin ardından oksijen ihtiyacının kalmaması ve anne sütüyle yeterli miktarda beslenmeye başlaması üzerine Ahmet Asaf bebek, 2 kilo 550 grama ulaştı ve taburcu edildi. Uzun zamandır bekledikleri ilk bebekleriyle evlerine dönmenin heyecanını yaşayan Ayşe ve Tamer Demircan çifti, evlatlarını sağlıklı bir şekilde kucaklarına almanın mutluluğunu yaşıyor.

“2 kilo 550 gram taburcu edildi”

Ahmet Asaf bebeğin takip ve tedavisini yenidoğan ünitesinde yaptıklarını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülay Gün Or, “37’nci gebelik haftasının altında doğan bebeklere prematüre bebek diyoruz. Bu minikler, anne karnında geçirmesi gereken sürenin bir kısmını dışarıda geçirmek zorunda kalır. Günümüz teknolojisiyle prematüre bebeklerin anne karnındaki yaşam alanına yakın bir ortam sunarak gelişimlerinin tamamlamalarına yardımcı oluyoruz. Ahmet Asaf doğduğunda da akciğer gelişimi tamamlanmadığı için solunum cihazıyla desteklendi. Uyguladığımız çeşitli tedavi yöntemleri ve verdiğimiz destek sonrası 2 kilo 550 gram ağırlığında sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Bizler de mutlu olduk” şeklinde konuştu.

“Sağlığına kavuşması bizim mutluluk kaynağımız”

Bebeklerin zorlu süreçlerini en iyi şekilde geçirmeleri için çabaladıklarını dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Suna Yazıcı ise, “Onları sağlıklı şekilde taburcu ettik, hastane kontrollerini sürdürüyoruz. Kiloları, sağlıkları şu an gayet iyi. Bebekleri sağlıklı şekilde anne ve babasının kucaklarına vermek mutluluk kaynağı” ifadelerinde bulundu.

“Bebeğimiz sağlığına kavuştu”

Baba Tamer Demircan zorlu bir süreç yaşadıklarını ama bu sürecin mutlu sonla neticelendiğini söyleyerek, “Bebeğimiz çok erken dünyaya geldi. Çok küçüktü, dokunmaya korkuyorduk. Ama hayata tutundu, çok mutluyuz. Bebeğimiz şimdi gayet sağlıklı” dedi.

Anne Ayşe Demircan ise zorlu bir dönemin ardından bebeklerini sağlıklı şekilde kucağına almanın mutluluğunu yaşadığını dile getirerek, doktorlara teşekkür etti.

Karından çıkan tümörün büyüklüğü herkesi şaşırttı

Denizli’de, karında şişlik şikayeti ile hastaneye başvuran 38 yaşındaki kadın doktorları hayrete düşürdü. Kadının ameliyatında 20 kilo ağırlığındaki tümör başarılı bir ameliyatla alındı. Hastanın karaciğerindeki 14 cm’lik kitle de yine başarılı bir operasyonla tamamen tedavi edilip hasta sağlığına kavuşturuldu.

Denizli’de Özel Egekent Hastanesine karında şişlik şikayeti ile başvuran 38 yaşındaki S. K.’ya yapılan tetkikler sonucu hem karnında hem de karaciğerinde kitle olduğu tespit edildi. Tedavi altına alınan hastanın karnından 20 kilo ağırlığındaki tümör başarılı bir ameliyatla alındı. Hastanın karaciğerindeki 14 cm’lik kitle de yine başarılı bir operasyonla tamamen tedavi edilip hasta sağlığına kavuşturuldu. 

KARNINDAN 20 KİLO UR ÇIKARILDI

Denizli’de Özel Egekent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emin Soysal, Op. Dr. Filiz Saylan ve Prof. Dr. Burhan Kabay ile kadın hastalıkları ve doğum kliniği ekibi tarafından yapılan başarılı bir ameliyatla hastanın karnından 20 kilo ağırlığında, 30 santimetre boyunda ve 26 santimetre eninde dev tümör çıkarıldı. Hastanın karaciğerindeki 14 cm’lik kitle de yine başarılı bir operasyonla tamamen tedavi edilip hasta sağlığına kavuşturuldu. 

Ameliyata ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Mehmet Emin Soysal, tümör çıkartılırken karaciğer, böbrek, idrar yolu ve ana toplardamarın korunduğunu ifade ederek teknik olarak oldukça zor olan bu tür ameliyatların kadın hastalıkları ve doğum kliniğinde başarıyla yapıldığını belirtti.

Tıp literatüründe bu boyut ve ağırlığa ulaşmış, geride tümör dokusu bırakılmadan başarılı bir şekilde ameliyat edilip sağlığına kavuşan nadir vakalar olduğunu anlatan Prof. Dr. Soysal, “Ameliyat sonrası takip ve tedavisinde herhangi bir problem olmayan hastamızı 3 gün sonra taburcu ettik. Hastamız tekrar sağlığına kavuştu” dedi.

Kaynak: DedaHaber

 

Denizli’de Beyin Kanaması Geçiren Hasta, 3 Kişiye Umut Oldu

Denizli’de geçirdiği beyin kanamasının ardından beyin ölümü gerçekleşen 65 yaşındaki erkek hastanın karaciğeri ve iki böbreği Özel Egekent Hastanesi’nde organ nakli için alındı. 

1 Nisan’da beyin kanaması teşhisiyle Özel Egekent Hastanesi’ne başvuran C.K., üç gün boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanın beyin ölümü gerçekleşti. 

Özel Egekent Hastanesi Başhekimi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Gökhan Peker, organ nakil ünitesi önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 1 Nisan 2020’de beyin kanaması teşhisiyle hastanemizde tedavisine başlanan ve 4 Nisan’da beyin ölümü gerçekleşen hastanın organlarının ailesi tarafından bağışlandığını söyledi.

Operasyon başarıyla gerçekleştirildi

Özel Egekent Hastanesi ameliyat ekibi ve İzmir’den gelen ekiplerin, organların alınması için gece saat 03:00 sularında başladıkları operasyon sabah saatlerine kadar sürdü. Başarıyla gerçekleşen operasyonda 65 yaşındaki C.K.’nın karaciğer ve böbrekleri alınarak yeni bir hastaya umut olması için İzmir’e nakledildi. 

Özel Egekent Hastanesi Başhekimi Gökhan Peker acılı aileye teşekkür etti

Özel Egekent Hastanesi Başhekimi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Gökhan Peker konuyla ilgili; “Öncelikle tüm çabamıza rağmen hayatını kaybeden C.K.’ya Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Ülkece zor bir dönemden geçiyoruz. Bizler sağlık  çalışanları olarak bu zorlu dönemde tüm özveri ve emeğimizle çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.  Bu dönemde böyle umut verici projelerde yer almak bizleri çok mutlu kılıyor. Organ naklinin, bizim için, hastanemiz ve şehrimiz açısından son derece önemli bir olay olduğunu düşünüyorum. Acılarını bir kenara bırakıp nakil bekleyen hastalara umut olan saygıdeğer aile başta olmak üzere, emeği geçen tüm sağlık personeline  şükranlarımı sunuyorum” dedi. 

KAYNAK: HABERDENİZLİ.COM

Prof. Dr. Mehmet Emin SOYSAL

Hamilelere koronavirüs uyarısı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emin Soysal, korona virüs (covit-19) konusunda özellikle hamilelerin de daha fazla dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, “Gebeler devletimizin önerdiği evde kal çağrısına sıkı sıkıya bağlı kalmalı. Ayrıca gebelerin ev dışında herhangi bir belirtileri yoksa eldiven veya maske takmalarını önermiyoruz” dedi.

Mehmet Emin Soysal Fotoğrafı

Prof. Dr. Soysal, dünya geneli ile birlikte Türkiye’de de etkileri artarak devam eden korona virüsün hamileler üzerindeki etkisiyle ilgili önemli bilgiler verdi. Açıklamasında ilginç bir noktaya dikkat çeken Soysal, gebelerin korona virüse daha çabuk yakalanıp yakalanmadıkları konusunda bilimsel bir verinin olmadığına vurgu yaptı. Buna karşın hamilelerin solunum sistemlerinde olan değişiklikler nedeniyle bazı virüse bağlı hastalıkların kendilerinde daha ağır geçtiğini ve gebelerin daha çabuk zatürreye yakalandıklarının bilindiğine işaret eden Soysal, “Bundan dolayı kalp ve akciğer rahatsızlığı olan gebeleri yüksek riskli olarak kabul ediyoruz. Gebelerin devletimizin önerdiği evde kal çağrısına sıkı sıkıya bağlanması gerektiğini ve en az 20 saniye ellerini sabunla yıkayarak, yüzde 80 alkol içeren dezenfektan ve kolonya ile ellerini temizlemelerini öneriyoruz” dedi.

“Belirtiler yok ise eldiven veya maske takmalarını önermiyoruz”

Sağlık personellerinde başta olmak üzere çalışmak zorunda olan hamileler konusuna da değinen Prof. Dr. Soysal, onlar içinde bir takım önerilerde bulunarak şunları söyledi:

“Çalışmakta olan gebelerde eğer yüksek riskli ortamlarda bulunmuyorlarsa sağlık personelleri gibi sosyal mesafe kurallarına uymak dışında başka bir şey önermiyoruz. Gebelerin ev dışında herhangi bir belirtileri yok ise eldiven veya maske takmalarını önermiyoruz. Şüpheli covid-19 bulguları gösteren gebelerde ateş, öksürük, nefes darlığı gibi durumları kötüye gitmedikçe 7 gün evde kalıp şikayetlerin geçmesini beklemelerini öneriyoruz. Durumu ağırlaşan 7 gün içinde şikayetleri geçmeyen gebelerin hastaneye başvurması gerekmektedir. Covid 19 tanısı alan ancak hastaneye yatırılması gerekmeyen gebelerin evde sosyal izolasyon kurallarına uymalarını öneriyoruz.”

Koronavirüse yakalanan anneler çocuklarını emzirebilir mi?

Korona virüse yakalanan hamilelerin ne yapmaları gerektiği konusunda da önerilerde bulunan Soysal, özellikle virüse yakalanan hamilerde düşük ve erken doğum oranlarının bilinmediğine dikkat çekti. Virüse yakalanan ve ardından doğum yapan annelerin bebeklerinde hastalık olup olmayacağı konusunda da bilimsel bir verinin henüz olmadığının altınız çizen Soysal, “Çocuklarında herhangi bir hastalık oluşup oluşmayacağını bilmiyoruz ancak bu çocukların yakın takip edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Solunum durumu kötü olan gebelerde sezeryan yapılması dışında covid-19 pozitif olan gebelerin normal doğum yapmasında herhangi bir sakınca görülmemektedir. Ancak doğum esnasında çocuğa geçme ihtimalini bilmiyoruz. Ancak sınırlı sayıda gebede çocuğun suyunda virüse rastlanılmamıştır. Bu gebelerin çocuklarını emzirip emzirmemesinde bir sakınca olup olmadığı henüz belli değil. Covid 19 virüsünün süte geçmediğini iddia edilmektedir. Ancak çocuğunu emzirmek isteyen annenin maske ve temizlik kurallarına eksiksiz olarak uymasını çocuğun başka bir odada tutulmasını veya aynı odada en az 2 metre uzakta perde arkasında kalmasını öneriyoruz” diye konuştu.

İHA

Kaynak: cnnturk.com
Merhaba, nasıl yardımcı olabilirim?